İçeriğe geç

Sartre Nobeli neden reddetti ?

Sartre Nobel’i Neden Reddetti? Cesur Bir Karar, Sorularla Dolu Bir Hayat

Jean-Paul Sartre, varoluşçuluğun babalarından biri, çağının en tartışmalı düşünürlerinden. Felsefi düşünceye, edebiyata ve siyasete kattığı her şey tartışma yaratacak kadar derin. Ama bu yazının konusu Sartre’ın Nobel Edebiyat Ödülü’nü reddetmesi. Pek çok kişi, onun bu kararını anlamaya çalışırken “Sartre, ilginç bir adam ama bu kadar da olmaz!” diyor olabilir. Peki, gerçekten neydi Sartre’ın bu kararının ardındaki nedenler? Reddetmek bir düşünür için ne kadar cesur bir davranış? Sartre’ın Nobel’i reddetmesinin güçlü ve zayıf yönlerini tartışmak istiyorum, ama tabii ki bu tartışmanın sonu yok! Herkesin kendi Sartre’ı var, benimkisi ise biraz daha eleştirel.

Sartre Nobel’i Neden Reddetti? Cesur Bir Durum

Sartre, 1964’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldığında, herkesi şaşırtan bir hareket yaptı: “Hayır” dedi. Yani evet, 1964’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü alan bir adam, ödülü reddetti. Hangi sanatçının, hangi yazarın bu kadar cesur olduğunu söyleyebiliriz? Sadece Sartre! Nobel, genellikle bir yazarın en yüksek ödülü, bir tür onurlandırılması, dünya çapında tanınması anlamına gelir. Ama Sartre, sadece ödül almakla yetinmiyor, kültürel ve ideolojik bir duruş sergiliyor. O zaman Sartre’ın reddi, düşüncelerinin önündeki sınırları kabul etmeme, kişisel özgürlüğünü ve bağımsızlığını savunma anlamına geliyordu.

Sartre, Nobel Ödülü’nü reddettiği açıklamasında, ödülün kişisel hayatına, fikirlerine ve varoluşçu düşüncesine zarar vereceğini düşündüğünü belirtti. Ona göre, Nobel almak bir tür statüye sahip olmak anlamına geliyordu ve bu da düşüncelerinin ve eylemlerinin bağımsızlığını kısıtlayabilirdi. Sartre, “Bir düşünür, toplumdan onay almak, ödüller almak yerine özgürlüğünü korumalı” diyordu. Şimdi burada güçlü bir nokta var: Sartre, düşünceye olan bağlılığını ödülle, statüyle değil, kendisiyle tanımlıyordu. Ve bu da çağdaş anlamda bir duruştu.

Ama, Sartre’ın kararı bana hep bir şey düşündürtmüştür: İdealizm ile gerçekçilik arasında ince bir çizgi var. Sartre, hakikaten ödüle değer bir insan ve yazarlık açısından Nobel’i fazlasıyla hak eden biri, ama bu ödülün reddi, belki de biraz fazla ideolojik değil miydi? Yani, “Bir ödül almak, seni daha da güçlü yapar” diye düşünmeden edemiyorum. Şu soruyu sormak gerek: Bir yazar, fikrinin ne kadar güçlü olduğunu göstermek için ödülleri mi reddeder, yoksa ödüllerle düşüncesini daha da kuvvetlendirir mi?

Sartre’ın Nobel’i Reddetmesinin Güçlü Yönleri

Sartre’ın Nobel’i reddetmesinin arkasında derin bir özgürlük ve bağımsızlık inancı yatıyor. Bu inanç, onun hem entelektüel kimliğini hem de kişisel değerlerini şekillendiren bir temel oldu. Nobel, bir tür statü ve prestij kazanmanın işaretiydi ve Sartre için, yazarlık ya da düşünürlük statüyle tanımlanamazdı. O, her zaman özgür bir birey olarak kalmak istiyordu. Bu karar, entelektüel bağımsızlık adına cesur bir hamleydi. Sartre’ın fikri, sadece “ben kazandım, ama ben kazandığım zaman da bağımsız kalabilirim” mesajını veriyordu. Ve bu çok güçlü bir fikir.

İçinde bulunduğu dönemi düşündüğümüzde, Sartre’ın politik olarak da bir duruşu vardı. Soğuk Savaş döneminde, Batı dünyasında artan kapitalist etkiler ve Sovyetler’in gölgesi altında, Nobel’in bir ödül olarak sadece edebiyatı değil, politikaları da şekillendiren bir araç olarak görülmesi Sartre’ı rahatsız etmiş olabilir. Ödül, bireysel düşüncenin, daha geniş bir dünya görüşü ya da ideolojinin aracı haline gelebilirdi. Sartre’ın politik duruşu, hep böyle bir tavırla ilerliyordu: Her şeyin ötesinde, kendi özgürlüğün. Her zaman için bir tür cesaret gerektiren bir karar.

Sartre’ın Nobel’i Reddetmesinin Zayıf Yönleri

Evet, Sartre’ın reddi düşündürücü bir özgürlük simgesi olabilir, ama aynı zamanda fazlasıyla idealist bir tavır da taşımıyor mu? Bir düşünür olarak, bütün yazarlık kariyerini bir ödül almak gibi “dünyevi” şeylerden uzak tutmaya çalışarak, biraz da “vazgeçilmezlik” imajı oluşturuyor olabilir. Yani, bir bakıma, bu reddetme kararı da bir tür kibirli bir “benim düşüncem ödüllerden çok daha değerli” yaklaşımını içerebilir. Sartre, tabii ki Nobel’i alıp da yazarlığını “satmaz”dı ama bu reddin, sadece bir tür “ben yapmam, ben öyleyim” duruşu olmaktan başka ne kadar ileriye götürülebilir?

Ayrıca, bir ödülün, bir düşünürün dünya çapında sesini duyurmasına nasıl etki edebileceğini göz ardı etmek de doğru olmaz. Nobel, çok önemli bir prestij. Eğer Sartre bu ödülü almış olsaydı, daha fazla insan onun düşüncelerine değer verir, belki de daha fazla kişi onun yazılarına ilgi duyardı. Burada da şu soruyu sormadan edemiyorum: Dünyaya açılmak, daha geniş kitlelere seslenmek, sadece bir ödül kazanarak olmamalı mı? Bu, gerçekten bir düşünürün amacına hizmet etmez mi?

Sartre’ın Reddedişi: Sonuçlar ve Tartışmalar

Sartre’ın Nobel’i reddetmesi, kesinlikle cesur ve özgürlükçü bir karar. Ancak, bir taraftan da onun idealist bakış açısının sınırlayıcı olduğunu söyleyebiliriz. Bu reddetme kararı, sadece felsefi bir tavır değil, aynı zamanda bir tür entelektüel egoya da işaret ediyor olabilir. Sartre’ın kendi düşüncelerine duyduğu güven, onu toplumdan ve ideolojilerden bağımsız bir noktada tutmak istiyordu. Ama bir yandan da Nobel’in bir fırsat olarak değerlendirilebileceği bir dünya var.

Sartre’ın Nobel’i reddetmesinin güçlü ve zayıf yanlarını tartışmak, onun düşünce dünyasına dair derin bir anlam taşıyor. Sonuçta, önemli olan bu gibi kararların sadece mantıklı mı, yoksa cesur mu olduğu değil, bizi nereye götürdüğüdür. Sartre’ın yolu, özgürlüğe ve bağımsızlığa giden bir yolculuk olabilir, ancak bu yolculukta ne kadar yalnız kalacağını da unutmuş olamaz mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!